top of page

Sağlıklı yaşam için beyin sağlığı

LONGEVITY AND BRAIN: Prevent yourself from dementia, check your brain after 60 y/o and if there are signs and symptoms of normal pressure hydrocephalus look up for treatment. Get in touch with drbulentduz.com and have an appointment before its too late. 

 

UZUN YAŞAM VE BEYİN DEĞİŞİKLİKLERİ - LONGEVİTİ VE BEYİN

 

Uzun yaşamak sağlıklı yaşamak demek değildir. Uzun, sağlıklı ve verimli bir ömür hepimizin dileği olmuştur. Tarih boyunca insanlar hep yaşlandıkça beden ya da akıl sağlıklarını kaybetmekten korkmuşlardır. Genel olarak beden sağlığı açısından, enerji kaybı ve kas gücü ile dayanıklılık gerektiren günlük aktivitelerin azalması dışarıdan görüldüğü için daha çok üzerinde durulan bir konu olmuştur.  Uzun yaşama beklentisi içinde olan herkesin düşünme kapasitesini kaybetme korkusunu yaşadığı halde aynı zamanda beyin sağlığını görmezden gelmesi büyük bir hatadır. 

 

Yaşlanma ve beyin üzerine yaptığım TV konuşmamı dinleyebilirsiniz. 

 

Yaşa bağlı beyin damar sorunu:

 

Beyin kapalı bir kutunun içinde yeleşmiş gizemli bir organdır.  Kasların eridiği gibi beynin eridiği dışarıdan görülmez. Cildimizin buruştuğu gibi beynimizin de kıvrımlarının arasının açıldığı ve doku kaybına uğradığının farkına varılmaz. Genellikle etrafımızdakiler bizde olan değişikliği farkettiklerinde ve profesyonel bir yardım aradıklarında ise iş işten geçmek üzeredir. 

Beyin her yaşta aynı yapısını koruyamaz. Damar hastalıkları nedeniyle nasıl tansiyonumuz çıkıyorsa beyinde de damarların sertleşip çok küçük kılcal damarların tıkanması ile MR görüntülerinde gitgide iskemik gliotik odak dediğimiz görüntüler ortaya çıkar. 50 yaşın üzerindeki Hemen hemen herkesin MR raporunda nonspesifik iskemik gliotik görüntüler rapor edilir. Bunlar beynin artık yavaş yavaş damar tıkanıklıkları nedeniyle gerilemeye başladığının habercisidir. Bu odaklar arttığı zaman küçük damar hastalığı dediğimiz bir durum ortaya çıkar ve yaygın küçük damar hastalığı gelişmesi halinde beyin ileri derecede fonksiyon kaybına uğrayabilir. İleri dönemde de vasküler demans dediğimiz bir bunama hali gelişir. 

Damar sorunları çocuklarda ya da gençlerde geliştiğinde yine aynı şekilde beyinde hasara yol açar. Mesela genellikle çocuklara ve gençlerde görülen moya moya hastalığında beynin bir tarafında damarlarda komple daralma olur ve beyini o tarafı giderek işlevsiz hale gelir. 

 

Beyin küçük damar hastalıkları o kadar yaygın ki şimdiye kadar hiç paylaşma gereği duymuyordum. İleri örnekleri zaman zaman YouTube ve instagram sayfamdan paylaşıyorum. Ancak bundan sonra biraz daha sık olarak paylaşmaya çalışacağım. O kadar çok insanda var ki 60 yaşın üstünde beyin damar problemi olmayan hasta ile çok nadir karşılaşıyorum.

 Instagramda yayınladığım 72 yaşında bir hastam.

Moya moya hastalığı ameliyatı

 

Bu hale gelmeyi beklemeden önce beyin kontrolü yaparak süreci yavaşlatmak ve engellemek mümkündür. Varsa altta yatan damar hastalığının tespiti ve tedavisi yapılmalıdır. Kan kolestrol ve trigliseritlerin kontrolü ve uygun kan sulandırıcı kullanımı ile demansa giden süreç kontrol ve tedavi edebilir.

 

 

 

Beyin su sorunu:

 

Bir başka ve çok önemli beyin sorunu da beyin su sisteminin işlevinde bozulma olmasıdır. Bazı makinalar yağ dolu hazneler içinde çalışırlar. Yağı azalırsa, artarsa ya da kalitesinde bozulma olursa çalışamazlar. Aynı şekilde beyin de su dolu bir hazne içinde çalışır. Suyun basıncında azalama, artma ya da kalitesinde bozulma olursa beyin gerektiği gibi çalışamaz. 

 

Yaş ilerledikçe beynin damar sistemindeki bozulmaların da tetiklemesiyle beyin küçülmeye başlar. Kapalı bir haznede bulunan ve su giriş çıkışında dengesizlik oluşan beyinlerde, beyin dokusu küçüldüğü zaman kafatası içindeki su dolu olan hacim artar. Yani beyin küçülür ve buna karşılık su artar. Bu durumda normal basınçlı hidrosefali dediğimiz bir durum gelişir ve ileri dönemde bu da demansa neden olur. 

Normal basınçlı hidrosefali başlangıçta yürüme bozukluğu ve taşma tutamama tarzında idrar kaçırma ile  kendini gösterir.  Her hastanda farklı fonksiyonlarda gerileme olmakla birlikte sonrasında konuşma bozukluğu ve giderek toplumdan uzaklaşma, için kapanma ve kendi işini yapamama şeklinde ilerler. Bu konularda daha geniş açıklamaları YouTube sayfamdaki videolarda yaptım. 

Normal basınçlı hidrosefali hastalığı nedir?

Normal basınçlı hidrosefali nedir?

Beyin içi su dengesi ve demans

Demans ve normal basınçlı hidrosefali.

İleri yaş hidrosefalisi

Çağla ile yeni bir gün 1397. bölüm

Beyin yaşlanması 

 

 

Normal basınçlı hidrosefali hastalarında erken teşhis halinde tedavileri mümkündür. Normal basınçlı hidrosefali daha çok 65 yaşın üzerindeki hastalarda görülür ve ilerleyici bir hastalıktır. Erken teşhis edildiğinde ameliyatla süreç uzun süre kontrol altına alınabilir. Hastalarımın yakınlarının ameliyattan sonra hastamız hayata yeniden döndü, ikinci bir hayata başladık diyorlar. Yani bu normal basınçlı hidrosefali tedavisinden hastalar çok fayda görüyorlar. 

Normal basınçlı hidrosefali tedavisinde öncelikle belden su alarak hastalığın tedavisinden fayda görüp görmeyeceklerini test ediyoruz. Her hastaya test yapmak şart değildir. Bazı hastaların durumları doğrudan ameliyat gerektirir. 

Normal basınçlı hidrosefali tedavisinde ben öncelikle endoskopik 3. Ventrikülostomi yapıyorum. Bazı hastalara ise beyinden kalbe bazılarına ise beyinden karın içine şant takıyorum. 

 

 

Beyin dokusunun eriyerek incelmesi:

 

Beyin atrofisi olarak isimlendirdiğimiz beyin dokusunun yer yer eriyerek küçülmesi ilerleyici bir hastalık durumudur. Beyin dokusunun her yeri aynı anda ve eşit olarak eriyip küçülmez. Hastanın hangi küçülecek beyin dokusunun neresi olacağını önceden kestirmemiz şimdilik mümkün değildir. 

Alzheimer hastalarında entorhinal korteks, hipokampus, caudat ve temporal lob daha çok etikilenir ve dejenerasyona uğrayarak küçülür. 

Bazal ganglionlara genellikle vasküler tıkanıklıklarla seyreden küçük damar hastalıklarında atrofiye olur. 

Bazı çalışmalarda normal basınçlı hidrosefali olgularında insula, kaudat nükleus ve talamusun daha fazla etkilendiği bildirilmiştir. Normal basınçlı hidrosefalide beynin her iki tarafında lentiform nükleus, talamus ve ventrikül etrafındaki beyin kanlanmasında aynı yaştaki normal sağlıklı bireylere göre belirgin azlama olduğu gösterilmiştir.

Normal basınçlı hidrosefalide beyin genel olarak temporal ve paryettal loblardan küçülür ve sylvian fissür açılarak genişler. Ventriküllerine etrafında Flair sekanslarda hiperintensite olur yani beyin tabiri yerinde ise içeriden su toplayarak yer yer ıslanır. Zaten küçülmüş olan ve işlevini yerine getirmekte zorlana beyin bir de. Hücreler arasında biriken su molekülleri nedeniyle ıslandığı için veri iletim işlemini yeteri kadar hızlı yapamaz ve hastanın konuşmasının koordinasyonu, yürümesinin koordinasyonu, idrar utmasının koordinasyonu bozulur. Hastanın sosyal iletişimi bozulur. Dış dünya ile doğru ve hafıza gerektirir kalıcı ilişki kuramaz. Yani hastanın kısa süreli hafızasının depolanması bozulduğu için sosyal koordinasyonu bozulur. 

 

Normal basınçlı hidrosefali hastalarında 3. Ventrikül genişler ve komşu basal ganglionlar hem baskı altında kalarak itilir, hem ıslanır hem de genellikle birlikte seyreden küçük damar hastalıları ve üçüncü bir komponent olan parkinson hastalığı gibi başka bir nörodejeneratif hastalık nedeniyle etkilenirler. Basal ganglionlar yürüme kontrolünde, bilişsel fonksiyonları düzenlenmesinde, ve motor entegrasyonda çok önemlidir. Normal basınçlı hidrosefalide hastalarda motor entegrasyonu bozulur. Bir diğer ifadeyle hayatın, yürüme, konuşma, idrar tutma, hafızayı bağdaştırma ve geri çağırma gibi tüm koordinasyon gerektiren işlerinde gerileme olur. Hangi hasta hangi fonksiyonun daha önce gerileyeceği ise altta yatan damar hastalıklarının seyrine ve beynin hangi bölgesinin daha erken ıslanıp dejenerasyona uğrayacağına göre değişir. 

Muayeneye gelen her hastada yapılacak araştırmaya uygun ince kesit beyin MR'ların çekilmesi, beyin damarlarının incelenmesi, beyin su dengesinin incelenmesi, gerektiğinde LP yapılarak beyin omurilik suyunun alınıp analiz edilmesi ve alzheimera yönelik inceleme yapılması, normal basınçlı hidrosefaliye göre analiz yapılması eşzamanlı olarak kan tetkiklerinin incelenmesi bir bilgi ve uzmanlık gerektirir. Bu nedenle her beyin cerrahisi uzmanı ya da her nöroloji uzmanı bu konuya hakim değildir. Bu konuda yetkin olabilmek için özel bir ilgi gösterilmesi gerekmektedir. Bu alan yer yer beyin cerrahisini yer yer de nörolojiyi ilgilendirdiği için gerektiğinde disiplinlerarası koordinasyon ve istişare, tıbbi adıyla konsültasyon son derece önemlidir. Bigi ve birikim açısında eş kıdemli ve deneyimli doktorların işbirliği bu tür ileri yaş hastalıklarının tanı ve tedavisinde ayrı bir önem arzetmektedir. 

MR çekilirken de her MR cihazı aynı olmadığından ve MR çekim teknikleri aynı olmadığından, zaman kazanmak amacıyla MR çekimi yapan hastanelerin öncelikle sadece tarama amaçlı geçici MR çekimi yaptıklarından eğer özel bir özen gösterilmez ise genellikle MR üstünkörü bilgi verir. Nöroloji uzmanları ve beyin cerrahları da MR'a farklı gözle bakmaktadır. Radyoloji uzmanları ise tamamen tarafsız bir şekilde bambaşka bir şekilde inceleme yapmaktadırlar. Artık ai sistemleri nedeniyle Mr çekimleri ai yazılımlarının istekleri doğrultusunda daha kısa ve tarafsız şeklinde çekilip değerlendirilmektedir.  Bu nedenle derdi olan kişilerin, özel bir inceleme isteyenlerin mutlaka gerektiği şekilde ve bizim incelemeyi istediğimiz şekilde MR çektirmeleri ya da diğer tetkikleri yaptımaları gerekmektedir. 

 

 

Alzheimer hastalarında BOS beta amiloid seviyelerinin etkisi halen incelenmektedir. Normal basınçlı hidrosefalide amiloid peptitlerinin dağılımı ve beyinden temizlenmesinde bozulmalar olur.  Her hastada beyin omurilik sıvısında beta amyloid azaldı diye beyinde amilodi plakları görülmez. 

Beta amiloid 1–42'nin ölçümü özellikle bilgilendirici olarak kabul edilmektedir. Çünkü beta amiloid azaldı ise beyinde bir yerlerde bu proteinle birikmiştir diye düşünüyoruz. Bu biyobelirteci, alzheimer hastalığının temel bir tanısal göstergesi olarak kabul ediyoruz. Bu belirteçin verdiği bilgi ile  beyin korteksinde  β-amiloid birikimini doğrudan ölçen amiloid PET görüntüleme ile güçlü bir uyum gösterir. Ancak her hastada bu doğru değildir. Birçok hastada diskordans vardır yani Türkçe anlayışımıza göre farklılık ya uyumsuzluk olarak ifade edebileceğimiz bir tıbbi durum vardır. Sadece alzheimer hastalarında değil kognitif olarak normal olan bireylerde de bu uyumsuzluk vardır. Vakaların beşte birinde yani %20 sinde BOS beta amiloid seviyeleri ile PET CT bulguları uyumlu değildir. O nedenle sadece tetkik sonuçlarına bakarak karar verilmez. 

 

Beta amilod birikimi kimlerde olur diye çok çalışılmıştır. Otopsi serileri, şant yerleştirme sırasında elde edilen kortikal biyopsi çalışmaları ve beyin omurilik sıvısı biyobelirteç analizleri, normal basınçlı hidrosefalili hastaların yaklaşık üçte birinde ya da yarısında amiloid-β birikimi, tau patolojisi veya her ikisini de bulunduğunu göstermektedir. 

Beta amiloid patolojisinin varlığı aynı zmanj hastaya normal basınçlı hidrosefali ön tanısı konduysa şant ameliyatı ya da, üçüncü ventrikülostomi ameliyatı yapılmasını engellemez. Beta amilodi patolojisi var diye hasta ameliyattan fayda görmez diyemeyiz. Bu hastalarda da normal basınçlı hidrosefali bulguları varsa ameliyattan fayda görebilirler. 

 

Hidrosefalide kafa ici basıncı yükselir. Normal basınçlı hidrosefali demek aslında iki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılarak tam tanımlanamamış ve doğru isimlendirilememiş ama klinik olarak var olan bir durumu izah etmek kullanılmış olan ön tanımlama gibidir. 

isimlendirmede kullanılan iki zıt anlamlı kelimeden oluşan adı nedeniyle kafa karışıklığına neden olmakla birlikte, Normal basınçlı hidrosefali biyolojik ve fizik kurallarına bağlı temelleri olan, tedavi edildiğinde hastaların iyileşmesine izin veren bir hastalıktır. 

 

 

Ben normal basınçlı hidrosefali hastalarını bütüncül olarak değerlendiriyorum. Bir seri değerlendirme kriteri kullanıyorum: Bu kriterler özetle şunlardır:

Geçmişten bu yana yaptıkları, 

ailenin beklentileri ve gözlemleri, 

LP sonucu, 

Beyin MR Kesitsel değerlendirmeleri, 

kendi MR hacimsel incelemelerim, 

varsa eski ve yeni MR'ların karşılaştırılması,

hastaların kan değerleri, 

beyin omurilik sıvısı biyobelirteç tetkikleri, 

varsa psikolojik minimental testleri ya da 

kendi gözlemim ve muayene bulgularım.

 

Tedavide, öncelikle tanısal amaçlı LP yapılması, bazı hastalar tedavi amaçlı aralıklı LP yapılması,  endoskopik üçüncü ventirkülostomi, beyinden karın içine şant takılması (V/P şant), beyinden kalbe şant takılması (V/A şant) ile yeni bir teknik olara da Endovasküler yöntemle Petröz sinüse şant takılması (CereVasc eShunt) kullanılmaktadır. 

 

Normal basınçlı hidrosefalinin ameliyatla tedavisi son derece yüz güldürücü olup, bilişsel ve sosyal gerilemenin potansiyel olarak geri dönüşünün mümkün olduğu, hızla yaşlanan toplumlarda kendine yetebilirliği uzatan, idrar kaçırmayı düzelten, yürümeyi, konuşmayı, sosyal etkinliği ve kendine güveni geri getirme potansiyeline sahip olan bir tedavi yöntemler zinciri olarak beyin cerrahisinde önemli bir aşamadır. 

 

Beyin Nörotransmitter sorunları:

 

Nörotrnasmitter dediğimiz şey beyindeki sinir hücrelerinin birbirleriyle anlaşmak için kullandıkları habercilerdir. Biz nasılki ser ile konuşup anlaşıyoruz ya da birtakım işaretler ile anlaşıyoruz beyinde hücreler de birbirlerine mektup yazar gibi heberci göndeririler. Bir süre diğerine bilgi göndermek için temas ettiği komşu hücre ile arasındakisınır boşluğuna haberciyi salar. Salınan haberci karşı sınıra gider ve sınırdaki komşu hücreyi uyarır. Bu uyarılara göre haberleşme sağlanır. Kabaca bu işlem böyle yürür. 

Kabaca beyindeki habercileri sıralayacak olursak GABA, asetil kolin, serotonin, adrenalin, glisin, dopamın habercilerini sıralayabiliriz. Bunların herbiri üzerine kitaplar dolusu bilgi mevcuttur. Bunlardan Glutamat uyarıcı, GABA engelliyici, dopamin ve seratonin ise düzenleyici etkiye sahiptir. 

Ben burada özetin özeti birkaç bilgi vererek konuyu akla yaklaştıracağım. 

 

Glutamat: 

Glutamat öğrenme ve hafıza için gerekli olan en önemli habercidir. Beyinde korteksde yani beynin kabuk kısmında çok yaygındır ancak hipokampusda da yüksek konsantrasyonda bulunur. Hücre karşı hücreye haber göndereceği zaman iki hücre ucu arasındaki yarık şeklindeki boşluğa duvarından glutamat boşaltır. Glutamat hücre içine NMDA reseptör kanalından girer. Çalışma prensibinde magnezyum iyonu ile birlikte çalışır. Glutmatın kullandığı giriş kanalında normalde magnezyum bir tıkaç olarak kanalı kapalı tutar. Glutamatı içeri alacağı zaman magnezyum kanaldan çıkıp tıkacı açar arkasından glutamat içeri girip kapıyı tutar ve hücre içine bol miktarda sodyum ve kalsiyum girmesine neden olur. Bunlar içeri girince potasyum hızla dışarı kaçar. Böylece hücre uyarılmış olur. Sonra hızla sistem geri döner. Glutamat ve diğerleri dışarı atılır, potasyum geri döner, tıkaç kanalı kapatır ve hücre dinlenmeye geçer. Hücreleri normalde uyaran molekül aslında sodyumdur ama sodyumun uyarısı kısa sürüyor bu nedenle kalsiyum arkadan desteğe gelerek sodyuma omuz veriyor ve uyarı süresini uzatıyor. Bu döngüde bozulma olursa yani glutamat kapayı gereğinden uzun süre tutmaya başlarsa bu defa hücre içine fazla fazla kalsiyum giriyor bu durumda hücrenin enerji üretim tesislerinde bozulma oluyor ve fazladan çöp üretiliyor. Hücre fazla uyarıldığı için enerjisi tükeniyor, enerji üretim tesisleri olan mitokondrileri hasar görüyor her tarafında serbest radikal dediğimiz çöpler işleyişi bozup hücrenin organellerini çalışmaz hale getirmeye çalışıyor. Hücrelerin bireysel hasarlanması neticesinde ağ halinde çalışma düzeni bozulduğundan öğrenme ve hatırlama ile bildiklerini birleştime yeteneği azalıyor. Alzheimer hastalığının erken dönemi bu şekilde başlıyor. 

Sorun fazla NMDA kanalının uzun açık kalması nedeniyle hücreye fazladan kalsiyum girişi olduğundan dolayı biz de NMDA reseptörünü bloke ederek yani çalışmasını engelleyerek hücre içine fazladan kalsiyum girmesini engellemeye çalışıyoruz. Elimizdeki ilaçlar NMDA reseptörünü engelleyerek hücre içine kalsiyum girişini azaltıyor ve hastanın hafızası düzeliyor. Bu dönem kabaca 65-75 yaşları arasına denk geliyor. Hastadan hastaya değişmekle birlikte 80 ve 90 yaşında da hastalar ilaç tedavisinden fayda görüyorlar. 

Bu nedenle alzheimer hastalığının tedavisinde kronik NMDA reseptör blokörü olan memantin kullanıyoruz.. 

 

 

GABA Ave B

 

GABA molekülü yukarıda anlattığım glutamattan sentez edilir. Beyinde yaygın olarak bulunur ve beyin hücrelerinin elektriksel uyarılmasını dengelemekten sorumludur. Ana fonksiyonu aslında uyarma değil inhibisyon dur. Yani GABA ortamda varsa hücrenin uyarılması zorlaşır. Tıbbi ifadesi ile anlatacak olursam hücreler normalde istirahat membran potansiyelinde bulunur. Uyarı geldiğinde önce depolarizasyon sonra da repolarizasyon olur. Hücre istirahatte iken dinlenir, depolarizasyonda ise uyarılıp çalışır. GABA hücreyi hiperpolarize eder. Yani daha derin bir istirahate sokar. Derin uykuya sokar diyelim,  bu durumda hücrenin uyarılması zorlaşır. 

Hücrenin uyarılmasının zorlaşması neden önemlidir? Özetle benzetme yaparak anlatmak olursam: Hücrenin kolay uyarılması halinde bir hücreden çıkan elektrik kıvılcımı diğerine hızla yayılır ve beyinde ayaklanma çıkar. Buna epilepsi, konvulsiyon ya da bayılma diyoruz. Elektrik nelere doğru hızla yayılırsa orası aniden harekete geçer, kontrolsüz bir biçimde kasılmalar olur eğer beyne yaygın olarak dağılırsa şuur kapanır. 

 

GABA ile ilgili diğer hastalık da Huntington Korea dediğimiz hareket bozukluğu ve demans ile giden genetik geçişli bir hastalıktır. Beyinde putamen ve nükleus kaudatus dediğimiz alanlarda GABA azalır ve hasta önce el ve kollarını vücudunu kontrol edemez garip garip hareketler yapmaya başlar. Genellikle 30 lu yaşlarda bu durum başlar hastalık ne kadar ağrısa o kadar erken yaşda bu durum başlar . Giderek hastalık ilerler ve demans gelişir. Bu hastalıktan çıkarım yaparsak eğer GABA'nın hareket ve demans ile ilişkisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

 

Benzeri şekilde omuriliğin ön ve arka boynuzunda da GABA çok yaygın bulunur. Orada da aşırı aktivite spastisite değimiz uzun süren ağrılı kas kasılması durumunu ortaya çıkarır. 

 

GABA reseptörleri üzerinden epilepsi ve spastisite tedavisi yapıyoruz. 

Benzodiazepinler ve barbituratlar epilepsi tedavisinde kullanılır. Baklofen ise GABA B reseptörü üzerinden etki ederek spastisite tedavisinde kullanılır. 

 

 

Dopamin

 

Dopamin beyinde 4 ana yolakta etki gösterir. Dopaminin D1-D2-D3-D4 ve D5 alt grupları vardır. 

Dopamin genel olarak motivasyon, ödüllendirme ve hareket üzerinde etkilidir.  Doğamın etkisini dopaminerjik yolaklar üzerinden gösterir.

1- Nigrostriatal yolak: beyin sapındaki substansia nigradan striatuma yani putamen ve nucleus caudatusa doğru uzanır. Inhibitor etkisi ile hareketin koordinasyonunu kontrol eder. 

2- Mezolimbik yolak: Ventral tegmental bölgeden limbik sistemin birçok noktasına doğru uzanan bir ağdır. Ödül ve haz duygularını güçlendirir. 

Bu sistemi anlamak için imbik sistemi kısaca bilmek gerekir. Limbik sistem beynin en ilkel hayvanlarda bulunan temel kısmı ile daha gelişmiş olan insan ve maymun gibi canlıların beyin dış kabuğu olarak adlandırabileceğimiz neokorteks kısmı arasında bulunan bir ara bağlantı alanıdır. Limbik sistem insanlarda, maymunlarda kedi ve köpeklerde gelişmiş olarak vardır. Duygu, bağlanma, koku ve hafıza ile ilişkilidir. Limbik sistem koku ile doğrudan bağlantılıdır. Koku beyne ve beyindeki alt çekirdekleri uğramadan doğrudan Limbik sisteme gider. Bu nedenle koku duyguları çok güçlü bir şekilde tetikler ve derin ve eski anıları hızla geri çağırır. Alzheimer hastalarına erken dönemde koku kaybı olur. Parkinson hastalarında da koku kaybı sık görülür. 

 

3-Mezokortikal yolak:Ventral tegmental bölgenden başlayıp beyin ön loblarına doğru ağ şeklinde uzanır. Harekete başlama, dikkat ve duygudurum ile ilişkilidir. 

 

4-Tuberoinfunidbular yolak: Hipotalamustan hipofize giden bir yolaktır. Prolaktin salınımını engeller. Bu yol çok enteresandır. Çünkü normalde vücuttaki tüm sistemler stimülasyonla yani bir başka sistemin hadi çalış diye ısrarlı mesajlar göndermesi ile çalışırlar. Ancak süt verme sistemi kadın erkek farketmeksizin bir stimülasyona ihtiyaç duymadan çalışmak üzere tasarlanmıştır. Yani beyin süt ver diye komut vermez. Süt verilmesini engellemeye çalışır. Beynin alt çekirdeklerinden olan hipotalamus bölgesindeki bir çekirdek alan, hipofiz bezine, prolaktin salgılama ki gereksiz yere süt yapılmasın diye emir gönderir. Çünkü hipofiz fazla prolaktin salgılarsa memeden süt gelmeye başlar. Bu süt verme sistemi inhibisyona bağlı çalışan tek sistemdir. 

 

Dopamin sistemine bağlı hastalıkların tedavisi:

Parkinson hastalığı, bazı hareket hastalıkları ve tik ile psikotik bazı hastalıklar dopamin sisteminin düzenlenmesi ile tedavi edilirler. 

Parkinson hastalığında dopamin azalır bu nedenle levodopa verilir. 

Hareket hastalıklarında ise dopamini azaltmaya yönelik bazı ilaçlar kullanılır. 

Şizofrenide ise dopaminin beyin n lobunda etkisinin artmasından dolayı tedavisinde dopamin etkisini azaltan ilaçlar kullanılır. Antipsikotikler olarak bilinen şizofreni ilaçları ise beyin ön loblarında D2 reseptörlerini bloke ederek dopamini azaltmak üzere hazırlanmıştır. Bazı antipsikotik ilaçlar D2 reseptörü üzerinden dopamini azalttıkları için aynı zamanda tuberoinfundibuler yolakta da dopamini azalttıkları için hastalarda prolaktin artar ve memeden süt gelmeye başlayabilir. Şizofrenide kullanılan ilaçlar dopaminin etkisini azaltınca bu defa diğer yan etkileri olarak hareketin bozulması ilaca bağlı parkinson gelişmesi ve kas tonusunun ayarlanamaması nedeniyle çeşitli hareket koordinasyon eksiklikleri ortaya çıkabilir. 

 

 

 

 

 

Seratonin:

Sertonin, mood dediğimiz duygudurum, ağrı algısı, iştah, uyku, bilinç durumu ve vücudun ısı regülasyonu ile ilişkili fonksiyonları yürütür. 

Seratonin beyinde çoğunlukla beyin sapının ortasında bulunan raphe çekirdeğinde salgılanır. Raphe nükleusundan çıkan nöronlar yukarı ve aşağı doğru yönlenirler. Yukarı doğru giden nöronlar ruhe nükleusundan limbik sisteme, beyin ön lobunun ön kısımlarına, ve hipotalamus ve talamus dediğimiz beynin derin çekirdeklerine doğru giden ağlar oluşturur. Raphe nükleusundan aşağı doğru giden nöronlar ise omiriliğe doğru yönlenirler ve mide bulantısı ile düzenleyici etkiye sahiptirler ayrıca mide barsak sistemi üzerinde etkilidirler.

Seratonin depresyonla, anksiyete hastalıklarıyla ve obsessif kompulsif bozukluk ile ilişkilidir. Seratonin sopamın ve norepinefrin ile de yakın ilişkide çalışır. 

Seratoninin migren ile bir ilişkisi de olduğu düşünülüyor. Migren ağrısına katkısının beyin damarları üzerindeki etkisine bağlı olabileceği ayrıca trigeminal sinirin ağrı yolları üzerindeki etkisine bağlı olabileceği düşünülüyor.

 

Seratonin metabolizması ile ilgili birçok ilaç mevcuttur. Kısaca seratonin depresyon tedavisinde, mide bulantısı tedavisinde ve migren tedavisinde kullanılır. 

 

Asetilkolin

 

Asetil kolin dikkat ve hafıza üzerine etkilidir. Aynı zamanda istemli kas hareketlerinde ve otonomik fonksiyonlarda haberci moleküldür. Asetil kolintaşıdığı haberi iki ayrı haber alıcıya verebilir. Bu haber alıcılardan biri nikotinin reseptör diğeri ise muskorinik reseptördür. 

Nikotinik reseptörler sinir ucunun kasa bağlandığı yerde kas tarafında bulunur. Yani sinir haberi iletirken uç kısmından dökülen asetil kolin karşısındaki kas hücresineki nikotinin reseptörü uyarır. Bu sayede haberi alan kas kasılır. 

Muskorinik reseptör ise başlıca parasempatik sinir sisteminde bulunurlar. Bunlar asetil kolin ile gelen haberi alınca düz kas kasılması, hormon salgılayan bezlerden gerekli salgının yapılması ve merkezi sinir sisteminde ise gerekli düzenlemelerin yapılması şeklinde fonksiyon gösterirler. 

 

Beyinde kolinerjik sinirler ön beynin tabanından ve özellikle de Nucleus basalis of Meynert denilen çekirdekten çıkıp beyin kabuğuna yani kortekse ve hipokampusa doğru yayılırlar. Bu sayede hafızayı ve dikkati etkilerler. 

 

Beyin dışında ise Asetilkolin hem somatik hem otonomi sinir sisteminde yaygın bir haberci olarak kullanılır. 

 

Myestenia gravis hastalığının tedavisinde, organofosfat zehirlenmesinde ve ameliyat için cerrahi anestezide asetilkolini çeşitli şekillerde değerlendiren ilaçlar kullanılır. Şu an anlattığım konu dışında oldukları için kısaca değinmiş oldum.

 

Alzheimer hastalığında beynin ön tarafında tabandaki kolinerjik sinirler hasarlanır. Bu hasarlanma hafıza ve dikkat bozukluğuna katkıda bulunur. Bu nedenle alzheimer hastalığın tedavisinde sinir uçları arasındaki sinaps dediğimiz aralıkta asetilkolinin parçalanmasını ve miktarının azalmasını engelleyen donepezil ve rivastigmin gibi ilaçlar kullanıyoruz.

SONUÇ

Beyin sağlığı; beyin damarlarının, beyin su sisteminin, beyin dokusunu oluşturan sinirlerin ve sinirler arasındaki destek hücreleriyle birlikte habercilerin doğru çalışmasıyla mümkündür. 

                                                                                                                          Prof. Dr. Bülent DÜZ

Bu makale Prof. Dr. Bülent DÜZ tarafından 5 Nisan 2026'da yazılmış olup kaynak gösterilmeden kısmen ya da tamamen alıntı yapılması uygun değildir. Kaynak gösterilmeden çevirisi yapılarak başka dillerde de kullanılması uygun değildir.  Prof. Dr. Bülent DÜZ'ün 5 Nisan 2026'da yayınladığı makalesinde belirtdiği şekilde' ibaresi kullanarak alıntılanabilir. 

Prof. Dr. Bülent DÜZ

Her haklı saklıdır, izin alınmadan kısmen ya da tamamen kopyalanamaz. Yazılanlar bilgilendirme amaçlı olup başka amaçlar için kullanılamaz.
Reproduction, electronic or otherwise, without the permission of Bulent Düz MD is strictly forbidden.

All rights reserved 2026

bottom of page